İsrail'de Bir Osmanlı Şehri: Beerşeba


Bugünkü “eski şehir” olarak bilinen Beerşeba’daki ilk yerleşim 1901 yılında bu bölgede otorite olan Osmanlılar tarafından planlanıp inşa edilmeye başlamış. Beerşeba, 400 yıl boyunca bu bölgede hüküm süren, Osmanlı İmaparatorluğu’nun günümüz İsrail Devleti sınırları içerisinde kurmuş olduğu tek şehir olma özelliğini taşıyor.


Başlangıçta bir Osmanlı karakolu olan yerleşimin kurulma amacı, bölgedeki bedevi kabilelerini bir noktada birleştirip yönetmekmiş. Şehrin planlamasını yapan İsviçreli ve Alman mühendisler kent içim en uygun yerin, tarihi M.Ö. 3500 yıllarına dayanan ve Tevrat’a göre Hz. İbrahim ve Hz. İshak’ın ikamet ettikleri yer olan, bugün “Tel Beerşeba” adıyla bilinen antik yerleşim kalıntılarının yakını olduğuna karar vermişler.


Beerşeba veya diğer adıyla Birüssebi anlam olarak iki şekilde tercüme edilmekte: Birinci anlamı “yemin kuyusu”. Tevrat’a göre bu bölgeye yerleşmeye gelen Hz. İbrahim ve karısı Sara bilmeyerek bölgenin kralı Abimeleh’in koyduğu kuralları ihlal eder; Bu durumu düzeltmek isteyen İbrahim krala bir kuyu başında yemin ederek kurallara uyacağını söyler. Bu kuyunun bugün “Hz. İbrahim’in Kuyusu” olarak bilinen yer olduğu rivayet edilmekte. İkinci anlamı ise “yedi kuyu”. Yine Tevrat’a göre, Hz. İshak “...burada yedi kuyu kazdık.” diyerek Beerşeba’yı işaret etmiş. Arkeolojik çalışmalarda, bu yedi kuyunun dördünün bulunduğu iddia ediliyor.


İsrail’in güneyindeki Necef Çölü’nün kuzeyinde yer alan ve 222,400 kişilik nüfusuyla yedinci büyük şehir olan Beerşeba, yüzölçümü olarak İsrail’in ikinci en geniş şehri. İstatistiklere göre, nüfusuna oranla en fazla göçmen bulunan şehirde 72 farklı ülkeden göçmen yaşamakta. Diğer bir not da, dünyanın nüfusa oranla en fazla uluslarasrası satranç ustası yetiştiren kenti Beerşeba.


İsrail’in kuzeyinden, güney bölgelerine ulaşmakta önemli bir kavşakta yer aldığı için, aynı zamanda startejik bir yer burası. Bundan dolayı Beerşeba özellikle 1. Dünya Savaşı ve İsrail’in kuruluş yıllarında yoğun çatışmalara sahne olmuş. Osmanlı ordusu ile Anzak askerleri burada yüzlerce kayıp vermişler. İki taraf şehitleri için dikilmiş olan anıtlar bugün şehrin oldukça merkezi yerlerinde ziyaret edilebilir.


Savaş yıllarında cephane ve erzak temin etmek için Osmanlılar, Hicaz Demiryolu hattına ek bir kol açarak, Beerşeba’ya 1915’te bir istasyon inşa etmiş. Bu istasyon günümüzde kafe, restoran, sanat galerisi ve kütüphanesi ile Beerşeba’nın önde gelen eğlence ve kültür merkezlerinden bir tanesi. Bu tarihi istasyonun hemen yanında Türk Şehitleri anıtı ile Türkiye-İsrail arasındaki ilişkilerin bir simgesi olarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün, üzerinde ünlü deyişi “Yurtta sulh, cihanda sulh” yazılı olduğu büstü bulunmakta.


Beerşeba’nın kurulmasıyla birlikte burada yaşayan Müslüman toplum için Osmanlılar 1906 yılında, bugün İslam Kültürü Müzesi olarak kullanılan, Büyük Cami’yi inşa etmiş. Aynı dönemde, bugünkü Necef Sanat Müzesi olan kaymakamlık binası ve hemen karşısına bedevi şeyhlerinin çocuklarının eğitimi için okul binasını yaptırmış. Bu okul binası günümüzde Carasso Bilim Müzesi'ne ev sahipliği yapıyor.


1947-1948 yıllarındaki İsrail’in Kuruluş Savaşı’nın en çok kayıp verilen cephelerinden olan Beerşeba’daki çarpışmalarda hayatını kaybeden 324 asker adına kentin doğusundaki bir tepeye inşa edilen Necef Tugayı Anıtı şehrin sembolü olarak kabul ediliyor.


Çevre bilimleri ve teknolojileri konusunda dünyanın önde gelen üniversitelerinden bir olan Ben Gurion Üniversitesi, ülkenin önemli sağlık kuruluşlarından olan Soroko Tıp Merkezi’nden sonra kentin en çok istihdam sağlayan ikinci kuruluşu. Bir üniversite şehri olması ve kalifiye personel zenginliği sunmasından dolayı, ileri teknoloji konusunda son yıllarda altyapı çalışmalarını yoğunlaşmasıyla Deutsche Telekom, Lockheed Martin, Elbit, EMC gibi teknoloji devi firmalar Beerşeba’ya yatırım yapmaya devam ediyorlar.


Beerşeba’nın şehir merkezinden 30km güneye ilerlediğimizde karşımıza çıkan bilim kurgu filmini andıran görüntü aslında İsrail’de sürdürülebilir enerji alanındaki en büyük yatırım olan Ashalim (okunuşu: Aşalim) Enerji Santrali. Burası, doğal gaz, fotovoltaik ve solar termal enerjinin beraber kullanıldığı dünyadaki tek santral. 121 megavat kapasiyete sahip bu tesis, 120bin haneye temiz enerji sağlıyor.


Bir sonraki yolculuğumuzda görüşmek üzere.


#biracemiyolcu #israeltraveller #travelisraelinturkish #beersheva #turkiyeisrail


18 views0 comments

Recent Posts

See All